ŞEKERSİZ 21 GÜN VE DİĞER YENİ KARARLAR

25 Mart 2017 Cumartesi

Bu ara kararlar alıp duruyorum ama diğer kararlarımdan farkı aldığım an uygulamaha başlıyorum. Zaman aşımına uğramasına müsade etmiyorum.
Yeni kararlara gelmeden evvel 21 gün şeker orucu nasıl gidiyor ondan bahsedeyim. Bugün 5. gündeyim ve çok şükür ki henüz şeker krizim gelmedi. Belki de hiç gelmeden atlatıcam bu 21 günü. Çünkü hala kafada bittipi fikrini savunuyorum. Ancak zamanlama önemli tabi. Ben de bugüne dek bir günü bile göze alamazdım. O gün geldiğinde zaten evren hakkaten mesaj vermeye başlıyor. Bu sadece şeker konusunda değil tüm hususlarda böyle. Biraz daha mesajları okuyabilsek daha kolay olacak her şey.
5 günü kuru meyve ve muzla atlattım. Doğada kendiliğinden var olan gıdalardan aldım şekeri. Bir de son zamanlarda dikkat çeken chia tohumu var. Bugün onunla bir tarif hazırladım.
                            
Pudind desen değil, smoothie desen değil. Ama benim çikolataya düşkünlüğüm baskın olduğundan kakaoya kesinlikle ihtiyacım vardı. Henüz tüketmedim buzdolabında bekleme aşamasında. Ama tadına baktım tabi ki bildiğimiz pudinglere göre yavan fakat amaç zaten beslenme alışkanlığını değiştirmek.
Bir de hayır demeye devam ediyorum. Bi lokmadan bi şey olmaz düşüncesine son. Olur efendim! İkramlara, doğum günü pastalarına hayır diyorum. Tadına dahi bakmak yok ve inanın gram zorlanmıyorum.
Buradan diğer 21 günlük kararlarıma geliyorum. 21 günü kendimce açıklayayım. 21 gün kilit bir zaman dilimi  21.günden itibaren başarmaya çalıştığımız şey her neyse artık alışkanlık haline geldiği bilinmekte. Ben önce yaptığım meditasyon ve imajinasyon çalışmalarında 21 gün uygulamasını yapmaya başladım. Sonra açıklamalarını ve ifade ediş şeklini çok beğendiğim Aşkım Kapışmak'ın bir konuşmasında kendimizi disipline etmek, kendimize samimi olmak konusunda yaptığı irdelemelerde 21 güne değindiğini gördüm. Bir şeyi yapmaya veya yapmamaya karar verdiğimiz an bizi o yoldan döndürücek şeylerin katlanarak hatta normal şartlarda hiç karşımıza çıkmayacak kadarıyla yolumuzu kesmeye çalıştığından bahsediyordu. 21 günün yaptığı okumalarda, uygulamalarda yoğun olarak karşıma çıkmasıyla 21 gün her şeyi azaltma kararı verdim. Ancak biraz belirsiz niyetlerle başladım busefer. Spesifik bir şey belirtmedim o nedenle de belki bazı şeyleri eskisinden yoğun yaptığım da oldu. Örnek olarak özellikle son 1 yıldır sıfır dedikodu yokken o sürede resmen dedikodu yapmaya başladım. Veya cidden hiç karşıma çıkmayacak insanlar karşıma çıkmaya başladı yine. Zaten benim en büyük niyetim de aslında geçmişten arınmak, geçmişi serbest bırakmak. Fakat bunu yaparken bir yol haritam yok elimde ve hal böyle olunca da kısır döngü devam ediyordu hala. Yani açıkçası o 21 gün yalan oldu, kendi kendini imha etti.
Ancak hala tatminsizlik ve bir şeyleri değiştirmeli hissi baskın bi şekilde varlığını sürdürmeye devam ettikçe de yeni bir karar geldi kendiliğinden
Aslında çok çok çok uzun zamandır olmak istediğim şey kendi öz doğamla uyum içinde olmak. Ve bunun için gerçekten kendi başıma kalmaya, kendimi dinlemeye ihtiyacım var. Çünkü öz doğam ne diyo, ne istiyo, ne hissediyo bunu bilmem lazım. Kültürel kodlar, kendi kendime yaptığım baskı, nefsim, egom etrafımı okadar sarmış ki çünkü buna varmam gerçekten zor, uzun bir yol çünkü. Bu esnada ihtiyaç duyduğum şey belli insanlardan; ne istediğini bilmeyen, net olamayan, enerjimi emen, bu spiritüel yolculuğumda katkısı olamayacak kişilerden gerçekten sadece bir süre boyunca uzak kalmaktı. Olmak istediğim halimle tanışınca zaten bir şeyler birileri kendi kendini imha edecek zaten. Fakat sosyal hayat buna izin vermiyor malum. Hayatımda olan herkesi ayrı ayrı sevdiğimden, e hayır da diyemediğimden bi döngü içinde dönüp duruyordum. Tam diyorum ki tamam sıfırladım şuan belli sosyal çerçevede devam edebileceğim bir süre tık biri bi yerden karşıma çıkıyo. Herkes sosyal, duygusal açlığını bastırma niyetinde halbuki.
Ama ona anlayış, buna anlayış.... bu esnada kendi ruhsal durumumdan bahsediyorum, hiçbir şeye enerjim olmadığından, gerçekten dengemi koruyamadığımdan da bahsediyorum ancak değişen bir şey yok. Ben bir türlü sıfırlayamayan, ama bir türlü de denge durumuna gelemeyen hale geldim. Hatta dengem günden güne sarsılmaya başladı.



                       



Bir de strese dayalı sağlık problemlerimin de son zamanlarda aralıkları gitgide sıklaşmaya başlayınca artık dedim ki tamam alarm veriyor. Ama bu değerli, ama onun yeri başka vs diye diye kendi niyetinden uzaklaşıyorsun. Senin istediğin iletişim şekliyle karşıdakinin yaklaşımı uymayan kim varsa 21 gün bunu yapmıyosun. Hatta bunun kararını dün sabah verdim önce belli  sosyal çevreme durumu aktarıp öyle başlayacaktım ki maksat ayıp olmasın. Sonra yakın arkadaşlarım kendin için bi şey yaparken niye başkalarını düşünüyosun deyince (genelde benim kafam bu konularda geç ayıkır) o an anladım ki bu bana sadece zaman kaybetirir ve an itibariyle başlıyorum. Ve başladım.
Ve bir yandan üzülerek iletişime karşılık vermiyorum. Sizlerden de bunu ayıplayacaklar olacak, belki bu hareketi destekleyenler olacak belki. Etik kurallar dahilinde ayıp görülebilir ancak ihtiyaç duyduğum bir boşluk var ve anlaşılamadığım bir gerçeklik var.
Ha bir de bunun kişilerle ilgili ya da kişisel bir durum olmadığını da belirteyim çünkü listede en değer verdiklerim var....

ŞEKERSİZ 21 GÜN

22 Mart 2017 Çarşamba

Bi önceki postumda bahsettiğim 21 gün şeker orucuna dün başladım. İlk günü sancısız atlattım çok şükür.
Benim uygulama şeklim dışarıdan şeker ilave edilen hiçbir besini tüketmemek. Meyve, belki pekmez gibi kendisinde şeker barındıran gıdalardan faydalanmayı düşünüyorum. Buradaki asıl amacım manevi doygunluğa şekerin mani olduğu gerçeği sonucu bunu önlemek. Tabi bir de şekerin sağlıksız olması, bağımlılık yapması, bir de kilo yapmasından ziyade vücutta belli bölgelerde yağlanmaya sebep olması gibi durumlar var. Tüm bunları toplayınca; ki ben şeker, çikolata bağımlısıyken nasıl olduğunu anlamadan böyle bi karar verdim ve bir hafta kendimi buna mental olarak hazırlamak için zaman tanıdım ve dün ilk günü tamamladım bile.
                      
Peki bu süreci nasıl göze aldım? Aslında her şeyde olduğu gibi bu da kafada bitiyor. Bir şeyin olması gerektiğine ikna olup ve karar da verdikten sonra hakikaten insanın önünde hiçbir şey duramaz. Tabi daha ilk günlerde olduğumdan çok da havalara girmesem iyi olcak. Diğer bi unsur da hayır demek. Nezaman aslında bir şeye karar versek tam da ozaman bundan bizi caydırmak için uğraşır adeta evren. Bu noktada da gelen ikramları, marketlerde gözümüze çarpan aburcuburları, çoğunlukla da nefsimizi geri çevirmek.
Zaten benim sosyal hayatta da hayır demeyi öğrenmek gibi bir idealim varken ki bu konuya da başka bir postumda değinmeyi düşünüyorum bu da onun bi alıştırması gibi oldu.
Bir de satın aldığım gıdaların içeriklerine bakarak satın almaya başladım. Ve tabi ki pek çoğunu alamadan rafa geri koymak zorunda kaldım. Çünkü nerdeyse her şeyin içinde şeker katkısı var.
Şimdilik bu kadar paylaşımla bitiriyorum. Süreç ilerledikçe aktarmaya devam edeceğim ve umarım başarıyla şekersiz 21 günü tamamlarım.

Sevgiler

FİLE ÇORAP KOMBİNİ

19 Mart 2017 Pazar

Son zamanlardaki file, tül, dantel giysiler beni de fazlasıyla etkisi altına aldı. Ne var ki özellikle siyahsa fazla dikkat çekici ve iddialı olduğundan diğer giysilerle yedirme, içiçe geçirerek kullanmayı tercih ediyorum ben.
Bugün de bu sezon çokça gördüğümüz file çorabı nasıl kullandığımı göstermek istedim.

                        

Ben detaylarda iddialı olmayı seviyorum ancak bunu çok göze batırmaktan hoşlanmıyorum. Günlük kombin tercihlerimi de basicten yana kullanıyorum. Bi tık daha özen göstermek istersem de basic ağırlıklı olup renklerle veya detay bazen de iddialı detaylarla yapıyorum bunu.
File çorap tek başına bana göre fazla bi parça. Ben de bunu mom jean ve siyah sneaker ile kullanarak azönce de dediğim gibi birbirine yedirerek kullandım. Instagram hesabımda da oldukça beğenildi. 
Sizler nasıl buldunuz?
Buarada instagramdan da takip etmek isteyenlet için kullanıcı adım: @fatmaardali

İyi haftalar

SPİRİTÜEL YOLCULUĞUM

14 Mart 2017 Salı

Bu yazma işi pek rate almadı gibi ancak ben içimden geldiği müddetçe devam edeceğim.
Bir yandan da moda ve kozmetiği de bırakmış değilim.

Biraz spiritüel yolculuğumdan bahsetmek istiyorum bu sefer. Umarım bunu yaparken aktarmak istediklerimi aktarmak istediğim şekilde yazıya dökebilirim. Bu yolculuğa ne zaman nasıl başladım ben de tam bilmiyorum esasen. Tetikleyen şeyler oldu elbette ama bakış açım yönüm yolam rotam ne ara buraya döndü ben de anlamadım ancak hiç bi zaman da metacı sadece gördükleriyle bi şeyleri değerlendiren biri de olmadım. Kişileri olayları değerlendirirken altta yatan dinamikleri ele alırdım hep ancak bunu kendime hiç yönelmemiştim sanırım. Ne var ki bu spiritüel yolculukta sen ben yok. Hepimiz bütünün bir parçasıyız.
Bu alanda derinleşmek ya da doygunluğa ulaşmak için çeşitkli kişisel gelişim adı altında ancak geçmiş hayat dinamiklerini de ele alan bireysel ve grup çalışmalarına katılmaya başladım ve tüm enerjimi dikkatimi buraya odaklamış buldum kendimi. Sanırım bir şeylerin cevabını çok sorduğum, aradığım, ancak cevap alamadığım şeyler çoğalmıştı. Aslında bu bi anlamda da farkındalığımın artması. Farkındalık konusunda şu var ki benim şahsi düşüncem; bir kere farkındalığa düştü mü başka seçenek yok çözüceksin. Yoksa arafta kalıyor insan.
Neyse buralara gelecek yazılarımda tekrar değinirim. Ben anlatmaya devam edeyim. Çalışmalara katılırken bir yandan da bilinç altı ve davranış odaklı kitaplar okumaya başladım. Hepsi de tavsiye edilen kitaplar oldu. Zaten ilgi bir şeye kayınca aslında kendiliğinden karşına çıkan şeyler de ona yönelik oluyor. Bu esnada kendi kendime çalışma yapmaktan hep kaçındım neden bilmiyorum. Meditasyon, imajinasyon gibi bireysel yapabiliceğim şeylerden hep kaçtım.
Sonra bi ara yorulduğumu, yıldığımı farkettim ancak o ruhani doyumsuzluk da devam etmekteydi. Fakat bi dönem devam edemedim her şeyi o an orada bıraktım.
Ama dedim ya o yola girdim bi kez. Yine de karşıma çıkan kitaplar, videolar beni spiritüel yolculuğuma çekmeye devam etti.
Bu sefer kendimi meditasyon yaparken buldum. 21 gün önemli biliyorsunuz kilit bi rakam. 21 gün akşam yatmadan meditasyon yaptım sonrasında kendimi hep meditasyona koşarken buldum. Bu süreçte inanılmaz rahat ve derin uyumaya başladım.
Meditasyonun yanında serbest bırakma çalışmaları yapmay başladım. Serbest bırakma hepimiz için en gerekli olan çünkü öyle tahmin ediyorum ki sizlerin de serbest bırakması kurtulması arınması gereken pek çok olumsuz enerjiler blokajlar var.
Bu esnada yakın çevremle farkındalık sohbetlerim sürerken çok alakasız bi şekilde tanıştığım biri ile kendi spiritüel çalışmaları ve tecrübeleri ile ilgili konuşup ondan aldığım tavsiyelerin içinde buldum kendimi. Çeşitli videolar belgeseller kitaplar derken bir yandan da hayatım akıştayken ve tabi ki realitede de gelişmeler olmaktayken bir de baktım ki her şey çok hızlı gelişmeye dönüşmeye başladı.
Bu tarz çalışmalarda niyet çok önemlidir. Ve artık bir niyetle başlayıp aktif sabırla akışta kaldığımda niyet ettiğim şeylerin çok hızlı ani şaşırtıcı ve beklenmedik şekilde önüme döküldüğüne şahit olmaya başladım. Sonra dedim ki tamam oluyo dönüşüm gerçekleşiyo ve bundan sonra her şey çok daha hızlı gelişecek.

Blogger Widget